User-agent: Mediapartners-Google* Disallow:

yenigelengun - Blogcu





MEB ELEKTRONİK KARNE UYGULAMASINI YÜRÜRLÜĞE KOYDU. ÇOCUĞUNUZUN KARNESİNİ
GÖRMEK İÇİN TIKLAYIN


« Önceki |

2/11/2009

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu
Aileler Dikkat! Paylaşım Sitesi Sapık Dolu


Ankara Barosu uzmanları uyarıyor: Çocuklarınızın fotoğraflarını sosyal paylaşım sitelerine göndermeyin.

Sapıklar bunları photoshop yoluyla pornografik görüntüye çeviriyor. En tehlikelisi ise günümüzün en popüler sitesi:

Sosyal paylaşım sitelerindeki tehlike, bir raporla gözler önüne serildi.

Avukat Şahin Antakyalıoğlu'nun hazırladığı raporda, facebook ve benzeri sitelerin çocuklar için büyük tehlike oluşturduğu belirtildi. Çocuklarının fotoğraflarını bu tür sitelere koyan ailelerin, tehlikeye davetiye çıkardığı kaydedildi. Raporda, "Çocuk istismarcıları, gerçek fotoğraflardan çocukların porno görüntülerini elde ediyor.

Böylelikle, sitelere masum duygularla konulan çocuk fotoğrafları, sapıklar için bulunmaz fırsatlar oluşturuyor" denildi.

<_script />changeTarget(document.getElementById("news_content"));<_script />
Kaynak : takvim

2/9/2009

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu
Leylekler azalıyor

Türkiye'deki yaşam tarzı değişmesi leylek popülasyonunu azaltıyor

02.09.2009 16:59

Türkiye'deki leylek sayısının her geçen yıl azaldığı bildirildi.

Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Ziraat Fakültesi Koruma Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Serez, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Türkiye'de 1960'lı yıllarda 900 bin çift leylek bulunurken, son dönemlerde bu sayının yaklaşık 200 bin çifte düştüğünü söyledi.

Leylek sayısının azalmasının çeşitli nedenleri bulunduğunu bildiren Serez, bunlardan en önemlisinin kiremit çatılı ve bacalı ev sayısının azalması olduğuna dikkati çekti.

Serez, şöyle konuştu:

''Eskiden Türkiye'de her evin bacasında bir leylek yuvası bulunurdu. Ancak, gün geçtikçe bu su kuşlarının sayısı azalmaya başladı. Eskiden evler kiremit çatılı yapılırdı ve hepsinde baca bulunurdu. Bu bacalar leylekler için ideal bir yuva yeriydi. Yine o dönemlerde telefon ve elektrik telleri yoktu, kuşlar rahatlıkla inip kalkış yapabiliyordu. 1950-1960'lı yıllardan sonra ise bu tip evler yok olmaya başladı. Apartmanlaşma arttı. Evlerin yakınlarından elektrik telleri geçmeye başladı. Bu da leyleklerin yuva yapımını güçleştirdi.''

Eski dönemlerde ilkel tarım yapıldığını, çiftçilerin tarlalarını saban ve pullukla sürdüğünü, her sabanın arkasından 3-5 leyleğin uçtuğunu anlatan Serez, ''Kuşlar, bu tarım malzemelerinin topraktan çıkardığı böcek larvaları ve solucanlarla beslenir. Teknolojik gelişimle, traktörlerin tarlaya girmesi ve güçlü sesi bu kuşları tarlalardan uzaklaştırdı'' dedi.

Serez, sulak alanların iyice azaldığını, bataklıkların kurutulduğunu ifade ederek, ''Bu tip yerler leyleklerin yiyecek ihtiyacını karşıladıkları en önemli bölgeler. Yine tarım alanlarında yoğun kimyasal ilaçlamaların yapılması, bu kuşların neslinin yavaş yavaş azalmasına neden oldu'' diye konuştu.

Leylek sayısının dünya genelinde azalmaya başlamasının çeşitli ülkelerdeki çevre örgütlerini harekete geçirdiğini belirten Serez, artık yuva yapmakta ve uygun yeri bulmakta zorlanan kuşlar için suni yuvalar oluşturulmaya başlandığını kaydetti.

AA

29/8/2009

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu
Çocuğunuz okula başlayacaksa okuyun


Bu yıl 1.3 milyon çocuk birinci sınıfa başlayacak. Ebeveynler uyum dönemini sorunsuz atlatmak için ne yapmalı? İşte uzman önerileri...

Türkiye genelinde bir milyon 314 bin 948 öğrenci ve aileleri ilk kez okula gitmenin heyecanını yaşayacak. 

Okulun ilk günleri çoğu çocuk ve ailesi için sıkıntılı geçiyor... Ebeveynlerin bu dönemde yaptığı en önemli yanlışlardan biri de çocuğa "Artık okullu oldun, hayatın değişecek" gibi sözler etmeleri...

Peki bu uyum dönemini sağlıklı bir şekilde atlatmak için ne yapmak gerekiyor? İşte uzman önerileri...

OKUL ÖNCESİ EĞİTİM İŞİ KOLAYLAŞTIRIYOR


Psikolog Seval Baysal,ilköğretime başlayacak öğrencilerin okul öncesi eğitim almalarını çok önemsediklerini belirterek, okul öncesi eğitim alan çocukların neredeyse tamamında ilköğretime başlarken herhangi bir uyum sorunu yaşanmadığını söyledi ve ''Okul öncesi eğitim varsa, ailelere fazla görev düşmüyor'' diye konuştu.

ÇOCUKLAR İÇİN KAYGI VE STRES KAYNAĞI

Yeni ve belirsiz olan her şeyin tüm bireyler için kaygı ve stres kaynağı olduğunu ifade eden Baysal, çocukların da yaşamlarında önemli bir değişiklik olacağını anladıkları ancak sonuçlarını tam olarak kestiremedikleri okul süreci nedeniyle bazı sıkıntılar yaşayabileceklerini kaydetti.

DOĞAL BİR OLAYMIŞ GİBİ DAVRANIN, ABARTMAYIN


Çocuklar için ilköğretime başlamanın en iyi yolunun ''mümkün olduğunca doğal ve yumuşak bir geçiş'' olduğunu dile getiren Baysal, ailenin çocuğa okul ve okul sürecini önceden anlatması gerektiğini ancak bunu yaparken abartılı ifade ve tepkilerden kaçınmanın doğru olacağını belirtterek, şunları kaydetti:

ÖNCEDEN GÖTÜRÜP OKULUNU TANITIN

''Çocuklar, kendilerini tam olarak neyin beklediğini bilmedikleri için korkabilir, endişe ve kaygı duyabilirler. Ailenin okul sürecini anlatması, uyum dönemi başlamadan okulu gösterip tanıtması yerinde olacaktır. Mümkün olduğunca doğal davranmak, bunun normal bir süreç olduğunu hissettirmek önemli.

"ARTIK OKULLU OLDUN, HAYATIN DEĞİŞECEK" DEMEYİN

Unutmayalım, biz ne kadar büyütürsek, ne kadar endişeli ve heyecanlı olursak, çocuğumuz de aynı endişe ve heyecanı, korkuyu paylaşacaktır. Veliler, 'Artık okullu oldun, hayatında her şey değişecek' gibi cümlelerle, farkında olmadan çocuktaki kaygıyı artırabiliyor.''

İKİ GÜNDEN SONRA İŞİ ÖĞRETMENLERE BIRAKIN

Çocukların en güvendiği kişiler olan ebeveynlerinin, okulun ilk günü çocuklarının yanlarında olmasının, minik öğrencilere güven ve destek vereceğini ifade eden Baysal, ancak çocukla birlikte okulda kalma gibi davranışların ilk günden sonra sürdürülmemesi uyarısında bulundu ve ''İlk iki günden sonra işi öğretmenlere bırakın'' diye konuştu.

SINIFA GİRİP SIRADA OTURMAYIN

Baysal, sınıfa girmek, çocukla birlikte sırada oturmak gibi davranışların öğretmene müdahale anlamına da geleceği uyarısında bulundu.

Bazı çocukların, özellikle de okul öncesi eğitim almayanların, okula gitmemek için direnç gösterebildiklerini de belirten Baysal, böyle durumlarda ''Tamam, bugün gitme, yarın gidersin'' şeklinde yaklaşımların, otoritenin ebeveynden çocuğa geçmesine ve çocuğun okuldan soğumasına neden olabileceğini kaydetti.

Baysal, ''Böyle durumlarda durumun sakince anlatılması, okulun daha çekici hale getirilmesi, sorunun, çocuğun okuldan uzaklaşmadan çözülmesi için gayret gösterilmesi gerekiyor'' diye konuştu.

14/6/2009

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu
ÖSS Soruları ve Çözümleri

VİDEOLARIM/Kısa Film



Google


yeni turku - Mamak...
Gençlik Postası'nın Yeni Sloganını Bulan Siz Olun

Son Yazılar

Özel Arama

Arkadaşlarım

sonumut

hobilerimden

anadoluhaber

annemin

dusbahcesi

malihaber

fatoscb

ata1881

gökhan kaplan

umutcocuklari

soymet

apolitik

ataturkce

ataberkakturk

gullerinkalbi2

desoyoz

enguzelgunler

ogretmen68

aykutclub19

aum

devirdaim

armutluyokusu

aykizseyma

kuvvet

dlra

yenigelengun

↑ Grab this Headline Animator

free counters

Free Blog Content


VİDEOLARIM







Blogcu ile yapıldı
Bloglar Alemi Bloglar Alemi
Get Free Shots from Snap.com